Anayasa Mahkemesinden Hükümete

Avukat Sinem Hun’un Habervaktim.com internet sitesinin kendisini ve Kaos GL Derneği’ni hedef gösteren, nefret söylemi içeren yayınından ötürü Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvuru sonuçlandı.

Anayasa Mahkemesi, Habervaktim.com internet sitesinin “Kaos GL isimli sapkınların derneğinin de avukatlığını yürüten Ankara Barosu’na kayıtlı Sinem Hun” ifadelerinin cinsel yönelim temelli nefret söylemi olduğunu, Kaos GL Derneği’ni hedef aldığını söyledi.

Barış Sulu, Avukat Sinem Hun ile bu kararın ne anlama geldiğini, karadaki ilklerin neler olduğunu, kararın önemini ve bundan sonra atılacak adımları konuştu.

 

“Nefret söylemi” nedir, bu konuda biraz bilgi verebilir misin?

Kısaca şöyle tanımlayabilirim: Belli bir özelliğinden dolayı, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, etnik köken gibi bir kişi üzerinden bir grubu hedef gösteren, nefret yayan söylemlere nefret söylemi denir.

 

Türkiye’de “nefret söylemi”ni düzenleyen yasa var mı?

Türkiye’de nefret söylemini düzenleyen herhangi bir yasa ya da yasa maddesi bulunmamakta, dolayısıyla nefret söylemi yargı için havada kalan bir kavram. 30 Eylül Demokratikleşme Paketi’ndeki en son değişikle TCK Madde 122’nin başlığı “Nefret ve Ayrımcılık” oldu. Ancak, bu madde bir kişinin işe alınıp alınmaması, bir hizmetten yararlanıp yaralanmaması ya da bir taşınmaz malı alıp almaması gibi eylemler ve bu eylemler yapılırken, dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce… gibi nedenlerle bu eylemlerin gerçekleştirilmesi ile sınırlıdır. Ancak nefret söylemi farklı bir kavram olup dünyada da ifade hürriyetinin sınırları çerçevesinde tartışılmaktadır.

 

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” diye bir ceza var diye biliyorum ben…

Evet, Türkiye’de nefret söyleminin “ruhuna” en yakın madde TCK 216. Bu maddeye göre “Halkın sosyal sınıf, ırk din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

 

Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ifadeleri geçmiyor ama bu maddelerde…

 

Haklısın, bu iki maddede de korunan değer olarak cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, etnik köken gibi Türkiye gerçekliğinde korunması gereken kategorilere yer verilmemiştir.

 

AYM’nin senin bireysel başvurunu sonuçlandırmasına gelecek olursak, bu karardaki ilkler neler?

 

AYM’nin verdiği bu karar tarihi önemdedir; ilk defa açık açık nefret söylemi tanınmış ve nefret söyleminin tanımı yapılmıştır. Dolayısıyla nefret söylemine maruz kalan tüm gruplar bu karara dayanarak yargı yoluna başvurabilirler. Örneği, Ermeni, Yahudi, Rum vatandaşlarla ilgili medyada çıkan ayrımcı haberler artık nefret söylemi kapsamında değerlendirilmek zorunda. Ayrıca, bu kararla cinsel yönelim korunması gereken bir statü olarak kabul edildi. Yani Anayasa’da olmayan bir statü tanınarak devlet tarafından korunması gereken bir kimlik özelliği olarak yer aldı. Nefret söylemini tanıyan bu ilk kararın cinsel yönelim üstünden tanınması LGBTİ hareketi için ayrı bir zafer! Bu kararla ilk defa AYM hakaret suçuyla ilgili oluşturduğu ilke kararından döndü ve nefret söylemi için ayrı bir ilke karara vardı. Bu kararla yine ilk defa AYM nefret söylemini değerlendirme kriterlerini belirtti ve bunu AİHM içtihatlarına uygun bir şekilde ve onlara atıf yaparak da yaptı. Dolayısıyla elimizde artık nefret söyleminin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair yol haritası var.

 

Ne anlama geliyor bu ilkler?

 

AYM hükümete iki mesaj veriyor: Yasama ve yürütme organlarına “nefret söylemini tanıyın” diyor. Bu konuda gerekli düzenlemelerin TCK’da, ceza mevzuatında, basın mevzuatında yapılması gerekmekte. Dahası bu kararla “cinsel yönelim”in Anayasa’da ve ilgili yasalarda tanınması gerektiği anlatılmakta.

 

Çok önemli o zaman…

Evet, LGBTİ hareket için de çok önemli. “Cinsel yönelim”in yasal tanınmasını savunan bir karardır bu ve bununla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasını da gerektiren bir karardır.

Ayrıca bu karar yine çok önemli olarak hakaret suçu ile nefret söylemi arasında bir ayrıma gitmiş, nefret söylemi ile ilgili eylemlerin cezalandırılmasını devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir. Bu şu demektir: Nefret söylemi söz konusu olduğunda bunun takibi için kişilerin ayrıca adli yargıda tazminat hukuku çerçevesinde hak aramalarına gerek kalmaksızın suçun cezai takibinin devlet tarafından kendiliğinden yapılması gerekir.

 

Bu kadar ilkten sonra bu kararın zayıf tarafı da var sanırım, seninle ilgili ihlal kararı çıkmadı bildiğim kadarıyla…

Karar başvurucu olmasa da Kaos GL Derneğinin haklarının ihlal edildiği hükmüne varmış; ancak ne yazık ki bu kadar olumlu bir kararın sonunda benimle ilgili herhangi bir ihlal kararı çıkmamış. Ancak yine burada “karşı oy” yazısına değinmek gerekir. Osman Paksüt’ün karşı oy yazısı hem avukatlık mesleğinin kamusal tarafına değinmesi hem de insan hakları avukatlığının ülkede sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesi için gerçekten çok önemlidir. Paksüt genel itibarıyla avukatların savunmasız, marjinalleştirilmiş, kırılgan grupları savunabilmesi için her türlü nefret söylemi cezalandırılmalı, aksi halde avukatlar bu grupları savunamazlar diyor.

 

Bundan sonra ne olacak?

Ben AİHM’e gideceğim, karşı oy yazısını dayanak göstererek. Öte yandan, ihlal hala devam ettiğinden Kaos GL suç duyurusunda bulunacaktır. Asıl önemli nokta da burada başlayacak. Savcı bu kararı nasıl uygulayacak; çünkü hukuk sistemimizde “nefret söylemi” tanımlı değil ve “cinsel yönelim” de korunan bir statü değil. Dolaysıyla bir savcı bu ihlal kararını nasıl yorumlayıp neye göre iddianame hazırlayacak? Dahası bu iddianameyi kabul eden hakim neye göre ceza verecek? Yani aslında AYM Hükümet’e bu yasal boşluğu doldurmasını ve gerekli mevzuat değişikliğini yapmasını söylemektedir.

Yürütme ve yasamanın nefret söylemini tanımak ve cinsel yönelimi hukuki koruma altına almak için harekete geçmesi gerekir. Bu konuda duyarlı olan milletvekillerinin yasa teklifleri vermeleri, sadece LGBTI dernekleri değil tüm kırılgan grupların savunuculuğunu yapan STK’ların kampanya başlatması, lobicilik yapmaları ve bu kararı görünür kılmaları gerekmektedir.

Son Eklenenler

Haftanın Hitleri

Diğer Yazılar